14 Aralık 2020 Pazartesi

Aöf, temel hukuk

 Temel hukuk kavramları dersinden iyi bir sinav verdim bugun.

Epey çalıştım. 

Bu kadar güzel geçeceğini beklemiyordum. 

Calisinca oluyormuş demek ki.

4 Aralık 2020 Cuma

25 Kasım 2020 Çarşamba

25 Kasım

 Bugün babannem, kardeşimle birlikte hastaneden çıktı. Gittiği hâle göre gayet iyi ama ayağa kalkamıyor ve burnunda hava motoru takılı. Dedem halsiz bir şekilde yatıyor. Arada tuvalete kalkiyor, hiç iştahı yok yemek yemiyor. Az da olsa zorla yedirmeye çalışıyoruz. Yarın karantinamız bitiyor. 1 saatlik okula da gitmem gerek. 

Evde kalabalik olduğumuzu hissettigimiz bir an oldu bu corona vakası. Bilmiyorum nasil edeceğiz. Hemen birisi çıksın evleneyim diyorum ama evlenecek birini de bulamiyorum. Yani ortalik karişik düzen bozuk. 

Allah yardımcımız olsun.

20 Kasım 2020 Cuma

Karantinanın bir gecesinden

 Koronavirus ilaçları güvenilir mi? Herkes bir şey  diyor. Bana kalsa bence de sağlam ilaçlar değil derim. Ama pozitif vaka çıkınca doktorun da telkiniyle mecbur içmek zorunda kaldik. Toplam 6 adet kaldı. Yani 2 doz. Sonrasında bir de aşı tartışmaları olacak. Birileri kesinlikle karşı çıkacak, birileri de aşı vurulmanın faydalarını anlatacak.

Ilkokul yıllarından beridir bu aşı olayını hiç sevemedim. Bilmiyorum nasıl olacak? Ama arkasından insanlara düşmanlık amacı taşıyan odaklar çıkmasın. Bunu umuyoruz. 

Aşı olmadan bitecek gibi bir durum da yok. 

Hakkımızda hayırlısı olsun. Allah şifalar nasip eylesin cümlemize. Amin.

29 Eylül 2020 Salı

Ekip

 Evet... Uzun bir aradan sonra buradayım. Kimse okumasa da yazıyorum. Dergimiz için ekibe ihtiyac var. Beyin fırtınası yapacak, hedef koyabilecek. Sanırım bütüne yakın işler bana kalıyor. Diğer 3 arkadaşım, ilgi göstermiyorlar. Sinirlerim gergin ama simdiye kadar beraber yürüdüğümüz kac arkadaş yoldan ayrıldı. Ama dergi iyi veya kötü 7. sayısıyla çıkması lazım. İnşallah diyorum. 

Ekip ruhu önemli...

31 Temmuz 2020 Cuma

Kurban Bayramı Tebriği

Kurban Bayramınız mübarek olsun. Daha nice bayramlara ulaşırsın Rabbimiz bizleri.

Güzel bir tebrik kartı yaptım. Kartpostal ayarında. Yorumlarınızı bekliyorum. 


22 Temmuz 2020 Çarşamba

Dergiciler Pîri Asım Gültekin'in Ardından...

    Akşam vakti, dostlarımdan Ahmet gardaşım mesaj attı. Asım Gültekin abinin vefat ettiğini haber verdi. Hemen aradım internette, haber doğru muydu? Evet, Asım abi vefat etmiş. 1975 doğumluydu. Yazılarını okumaktan keyif aldığım güzel abi. Facebook üzerinden yazı istemiştim dergimize. O da rahmet olsun, göndermişti. Güzel insanlar guzel atlara binip öylece gidiyor. Peki biz napiyoruz. Kıymet bilmiyoruz. O kadar çok derginin çıkmasında emegi oldu ki... kitap çalışmaları... ve hazırladığı bilinen bir sözlük çalışması. Bitti mi bilmiyorum. Yazım aşamasındaydı. Asım abi bir zamanlar Balaban tekkesinde dersler yapıyordu. Başka bir zaman onu gülhane parkında Safahat okuma gurubuyla görebilirdiniz. Asım abi, hiç beklemiyorduk gittiğini...

     Mekanın cennet olsun.

29 Haziran 2020 Pazartesi

İç Konuşmalar



Şöyle bir mazime bakınca, ulan neler görmüşüz be, diyor içimdeki külhanbey. Bazı şeyleri başkalarına bırakan ben, şimdi neden derbeder oldum diye kendimi sorguluyorum. Suç başkasının değil.  Tamamen boşvermişlikle alakalı gibi. Ya da hedefsiz kalmakla.

Eski idealistliğimi bulamıyorum. İdealistliğimin yerine başka şeyleri koyduğum için değer kaybı var aslında. Günü kurtarmanın derdindeyim bugünlerde. Neyden neyi kurtarıyorsam.

Şöyle ağır bir senaryo yazıp şöhret merdivenlerini çıkmak istemiyorum. Şimdi bu cümleyi kim kurdu? Ego? Sen senaryo mu yazabiliyorsun diyor içimden gerçekçi tarafım. O da haklı.

Bazı insanlar bazılarını ezmeye çalışıyor. İşte bu tip adamlara hadlerini bildirmek istiyorum da sonra acımasız biri olmadığımı hatırlıyorum.

Neyse.

19 Haziran 2020 Cuma

19 Haziran veya Yalnızlık Senfonisi




Dün 9000 adımın üzerinde yürüdüm. Fakat hava rüzgarlı ve yağmurluydu. Sanırım biraz üşüdüm. Hiç farkında olmadım.

Moralim hala iyi değil. Mutlu olabilmek istiyorum ama nasıl işte. Bunu bulmak da zor.

İki gündür kitap okuyamadım. 1000 kitap isminde bir uygulama var, ona üye oldum. Çok güzel düşünülmüş. Okunan kitaptan pasajlar ya da alıntılar paylaşılıyor. Ayrıca  inceleme ve puan verme de eklenmiş.

Hava günlerdir kapalı. Arada açıyor, güneş falan oluyor, bazen de yağmurlar yağıyor. Bugün 19 Haziran. Ama bahar havası gibi hissettiriyor. Gönlümüze bahar gelmedi henüz.


5 Haziran 2020 Cuma

Benim korkularım var. Kimseye tam olarak söyleyemediğim içimde taşıdığım duygular... Bir dönem haberleri ve köşe yazılarını çok iyi takip ederdim. Şimdi ise farklı fobilerden dolayı takip etmek bana çok zor geliyor. Aşırı hassaslastim sanırım. Her şeyi takıntı yapıyor da olabilirim. Ama bazi zamanlar öyle korkular yaşadım ki beni çok sarstı. Önemli olan Allah'tan hakkıyla korkmaktır. Ondan gereği gibi sakınmak. Ama ben demekki bazı şeyleri yanlış yapmamdan dolayı bu tür hislerle doldum. Bir ara bünyem hiç korku duymazken, son zamanlarda özellikle çok yıprattı bu duygular beni.

Burada abartarak yazıyorum sanırm. Öyle korkak birisi değilim. Şimdiye kadar bunu isbat edecek şeyler de yaşadım aslında. Ama derin düşünceler, aşırı hissetme duygusu ya da hissettiğini düşünmek, gelecek kaygıları v.s beni yordu. Biliyorum ki bu da bir imtihan. Bizi yoran her şey elbettr geçecek. Çünkü burasi fani dünya.

Bugün Samet'le gezdik. Istasyonda dolaştık. Sonra eve geldim. Rutin bir gün daha bitti.


4 Haziran 2020 Perşembe

Vazgeçersen Kaybedersin

Gece geç uyuyabildim ve rüyamda biraz korktum. Ben bu tür korkuları yaptığım hatalardan dolayı sayabiliyorum. Bugün yıllardan beri aklımda soru işaretleri olan bir kişiyi çözüme kavuşturdum. Çözüm, artık aklıma takılmamasıydı. Belki okuyanlar anlamayacaklardır ama ilkokul yıllarından beridir devam edegelen bir mevzu kapanmış oldu. Insanın yapmaya çalıştığı bazı şeylerden soğuması ya da şevkinin kalmaması ne demektir bilirsiniz. Yakın zamandır bu duygularla boğuşuyorum. Unutmadan şuraya not edeyim. Dün damla kehribar tek el bir tesbih aldım. Arkadaşları çarşıya çağırdım kimse gelmedi. Istasyon caddesinde biraz yürüdüm. Sonra arabaya atlayıp eve geldim. Çok yagmur yağdı. Hatta zaman zaman sert dolu yağışları oldu. Sivas'ın alt yapı o kadar iyi değilmiş ki tren garının karşısı yani Istasyon caddesinin bu ucu sulara gömüldü. Başka caddelerde de benzer şekilde logarlar tıkanmış. Maydonoz limon kürü birazcık tansiyonumu düşürüyor sanki. Zaten demislerdi birazcık düşürür diye. Bugün 8. gün oldu. Yazı yazmam ve okumam lazım. Herkese hayırlı günler diliyorum.

1 Haziran 2020 Pazartesi

Uykusuz gecem çok

Gece saat 02.34. Uyuyamadım. Herkes uyurken ben öylece uykusuz kaldım. Hergün hergün melisa çayı ya da papatya çayı içmek istemiyorum. Bu iki çay iyi uyku getiriyor. Bugün bir arkadaşımla çarşıda gezdik. Şifahiye'de demlik çay ictik. Muhabbetin dibini gördük. Insan dost sohbeti özlüyor. 3 yakın arkadaşım bilmediğim sebeplerle çarşıya gelmediler. Corona mı sebep? Pek sanmıyorum. Zaten ben de tedbir almaya çalışıyorum. Sosyal mesafe, maske, kolonya... Yani bana birsey olmaz diyerek ezbere konuşan tedbirsiz kişilerden değilim. Yeni normal hayata uyum sağlamaya çalışıyorum.

31 Mayıs 2020 Pazar

Seçenekler, Seçememeceler

Tercih etmeniz gereken iki şık var ve ikisini de seçmek istemiyorsunuz. İsteyip istemediğinizi de bilemiyorsunuz. Ne yapardınız? Ya mantıklı bir tercih ya da soruyu boş bırakırdınız. Kime anlatsam bilemiyorum. Yakın arkadaşlardan anlatıp fikir istemek de bu konuda pek makul gelmiyor. Maydonoz kürüne devam ediyorum. Bunu belirtmem gerek. Ayrıca su içmeliyim içmiyorum yeteri kadar. Bu da olmaması gereken bir durum. Kitap okudum mu bugün? Hayır. Sadece biraz dolaşıp gelmek. Evde boş boş oturmak. Yaptığım bu.

30 Mayıs 2020 Cumartesi

Evlerimizde Kullandığımız Su Arıtma Cihazları Ne Kadar Masum?






Bundan yaklaşık 2 sene önce babam evimize su arıtıcı taktırdı. Piyasadaki en iyi markalardan biriymiş. Ucuz değil haliyle. Bakımı bile pahalı. Fakat bende birazcık tat değerlendirmecilik yani diğer bir deyişle gurmelik olunca eski tatlı su çeşmelerini, damacana sularını ve su markaları arasındaki farklılıkları bile mukayese eder duruma geldim. Damacana su ile su arıtıcı arasında yadsınamayacak kadar fark var. Damacana suyu lezzetli, içimi güzel. Ama arıtıcı çok ilginç bir şekilde sanki bazı özelliklerini kaybetmiş.

Zihnimde oluşan olayı yukarıda özetlemiş oldum. Kimseyi kötülemek gibi bir amacım yok. Sadece okuyucular da benimle aynı kanaatte mi yoksa daha farklı görüşleri mi var, bunu merak ettiğim için kaleme alıyorum.

Aklıma takılan soru şu: "Arıtılmış olan sular insana fayda sağlayan bazı temel bileşikleri de arıtıyor mu? İnsanın sudan alması gereken bazı maddeler de arıtılıyorsa, insan bundan ne derece etkileniyor?"

Konuyla alakalı düşüncesi olan arkadaşımız lütfen yorum kısmına düşüncelerini bizimle paylaşsın.

27 Mayıs 2020 Çarşamba

Keşfetmek Adına Yürüyüşler - 1 "Çayırağzı"



Bugün arabayla 3 arkadaşımı alıp Sivas yollarında gezdik. Daha sonra Yenisehir'deki yürüme yolunda yürüdük. Buraya kadar normal. Sonrasında daha önce yapmadığımız birşey yaptık.  Köprünün altından geçerek toprak yoldan girdik. Oradan giden yol boyunca yürüdük, yürüdük, yürüdük. Bu resim oradan çekilen bir fotoğraf.

Peki olay nedir? Olay şu. Yol boyunca tarlalar, çiftlik evleri, ağaçlar ve daha nice güzellikler gördük. Biz buraya daha önce neden gelmedik diye söylendik. Gerçekten yürümek için hoş bir yol oldu. Bir manada Yeşil Yol.

Epey yürüdükten sonra nereye vardık? Yolumuz, Kızılırmak görününceye kadar devam etti. Irmağın akışını gördük. Ekilmiş tarlaların ardı Kızılırmak'a dayanmıştı.
Çevre tarlada çalışan işçileri de belirtmeden geçmeyelim.
Çayırağzı işte bu demekti. Kızılırmak'a dayanmış olan yeşillikler. Verimli topraklar.

26 Mayıs 2020 Salı

Aklımdan Geçenler - 2

En sakin Ramazan Bayramını yaşamış olduk. Dışarı bile çıkamadık, hareketsiz kaldık. Kitap okuyabildim mi? Hayır okumayadım. Son günlerde biraz sıkıntı hissettim. Daralmalar evde kalmak dolayısıyla.. öyle birşey. Corona öncesi günlerde hiç olmazsa camiye gitmek, arkadaslarla dolaşmak iyi geliyordu.

Artık haberlere bakmak bile istemiyorum. Neden çünkü olumsuzluk pompalıyorlar. 

Ben neden böyle stres yapıyorum ki. Kullandığım kelime aslında tam bir açık değil. Stres.  
Hayati İnanç hoca en az 12 kelimeyle ifade edilebileceğini söylemişti. Kendimizi anlatmak için kelime bile bulamayacak kadar kelime haznemiz daraldı. 

Bir insanın hedeflerinin sadece bir hayal olarak kalması mı, içerisinde boğuştuğum fikirler. Yoksa gereken micadeleyi gösterememek midir?

Bir insanı anlayacak, onunla her seyini paylaşacak birisinin olması ne muhteşemdir. 
Zaten insan insanın şifası değil midir? İşte böyle insanın ya da ınsanların az olduğu bir yerlerdeyim. Buradaki yer belli bir koordinatta bulunan bir yer değil. Yani şehir veya mekan kapsamında değil. İçsel manada. Gönül manasında. 

Ah kelimeler.


20 Mayıs 2020 Çarşamba

Aklımdan Geçenler - 1

Bir zaman önce ilginç korku ve kaygilara kapıldım. Bu sebeple anksiyete yaşadım, panik atak geçirdim ama sanırım hala arada yoklamaya çalışıyor beni ataklar. Bu sayede vucudumun düzeni biraz bozuluyor gibi de oldu. Allah şifalar nasip eylesin. Bu endişeler, buhranlar hep şeytanın vesvesesinden de olabiliyor. Allah'a tam bir şekilde güvenmek ve sığınmak lazım. 

İşte bir Ramazan ayı daha bitiyor. Şuan sahur için davullar çalıyor. Ama bir saat sonra yemek yeriz biz. 

Yattim ve hala uyuyamadım. Gece uykusunu alamadığım için rahatsız oluyorum. Ne kadar  uyursanız uyuyun, gece uykusunun yerini tutmaz.

17 Mayıs 2020 Pazar

Bir Hayli Mantıklı

Saat: 00.55
Uyumam lazım biliyorum ama uyumak istemiyorun. Gozlerim yorgun zihnin yorgun.
Her halimize çok şükür elhamdulillah.
Dün dergileri matbaadan aldım. Eski heyecan var mı? Yok. Çünkü ekip yok. Okuyucu ilgisizliği de var. Sadece yazarlar merak ediyor dergiyi.
Birde bunları kargoyla sahiplerine göndermek var. Bakalım nasıl olacak.
Sinirlerim bozuluyor birçok konuya. Ama moralimi yüksek tutmam gerekiyor. Ne zaman kuvvei maneviyyem düşse ruh ve beden de bundan olumsuz etkileniyor. Ne olursa olsun moralim yuksek ve sadece Allah'a tevekkül eden bir mümin olma halimi korumam gerekiyor.

Korona günlerinde birisini bulmak artık daha zor. Kimseyi göremediğimiz gibi annem ve halamgil de kimseye gidemiyor haliyle. Benim sevmem lazım ama iste bulamamanın durgunluğu var uzerimde. Herşey iyi olacak kardeş. Canını sıkma, takdirde ne varsa karşına gelecek olan da odur.

Vesselam.

12 Mayıs 2020 Salı

Kitaplığa Hasret

Kitap yığının içerisinde kütüphanesiz kalmak... Evde yeni bir dolap ya da daha geniş anlmada yüklük yapılacağı zaman, eski vitrinden olan kitaplığım kaldırıldı. Tek tesellim yüklüğün kitap raflarının olmasıydı. Fakat ne garip bir durum ki, çok az raf var. Ve diğer kitaplar ortada kaldı. Hemen yukarı dolaba hepsini istifledim. Ve birkac yıldır orada mahsur kaldılar. Evde kitaplık koyacak yer bulamamak,hatta yeni bir kitap alınca nereye koyacağını bilememe sorunsalı ortaya çıktı haliyle. Artik hedefim belliydi. Babam ve annemi ikna edip bu yüklükten kurtulmalıydım. Fakat hayır bir türlü ikna edemedim ve ne kitaplar mesud oldu ne ben. Yeni hedefim evlenip gitmek ve giderken kitapları götürmekti onu da henüz başaramadım. Kitapları istiflendiği yerden çıkaramadım. Bu benim okuma oranımın düşmesine ve var olan kitaplarla iletişimimin kesilemsine yol açtı. Bakalım, inşallah, evlenip yeni bir eve gecersem sizlere güzel bir kitaplık bulacağım sevgili kitaplar.

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Asil Bir Yürüyüş

Evlerde izole olduğumuz bu günlerde hareketsiz kalmamak adına  saat 5'ten sonra yürüyüşe çıkıyorum. Nerede yürüyorum peki. Resimde gördüğünüz Recep Tayyip Erdoğan bulvarında yürüyorum. Sivas'ımızın Yenişehir mahallesi mevkiine yeni yapılan bulvar bu. Yakınında başka yürüyüş yolu var ama ben daha çok burayı tercih ediyorum.

Siz yürümenin önemini kavradınız mı bilmem. Ama hayat durmuyor, devamlı hareket halinde. Yürümek hayatın kendisi aslında bir bakıma. Yürüdükçe vücut bile kendini düzenliyor. Nuri Pakdil ne diyordu?

 "Yürü kardeşim! Ayağına Kudüs kuvveti gelsin"

9 Mayıs 2020 Cumartesi

Mahalle Bakkalımız Muhittin abi

İlkokul yılları... Daha küçüğüz. Ev okul, okul ev arasında devam ederken, evden verdikleri bozuk paraları harcayacak bir kantinimizin olmayışı sebebiyle okulumuzun karşısındaki bakkallara giderdik. Okulumuzun karşısında 2 bakkal vardı. Birisi de Muhittin abinin bakkalıydı. Daha çocukken Muhittin abiyi çok sevmeye başlamıştık. Sabah okul girişi, öğle arası ve okul çıkışlarında dükkanı öğrenci kaynardı. Hala öyledir. Öğrenciler olarak onu çok severdik. Muhittin abinin dükkanı bizim için bir bakkaldan daha fazlaydı. Çünkü Muhittin abinin iletişim yeteneğinden olsa gerek, müşterilerine karşı ilgi ve alaka gösteriyordu. Herkes kendini özel hissediyordu haliyle. Yıllar geçti ve hala Muhittin abiyi bütün mahalleli olarak çok seviyoruz. Muhittin abi mahalle muhtarlığına aday oldu ve kazandı. Şimdi hem muhtar hem mahallenin bakkalı.

Vcd'den film izleme zamanları... Yıl 2006. Kurtlar Vadisi Irak vizyona girmiş biz de çocuk olduğumuz için filme gidemiyoruz. Muhittin abiye birisi korsan çekim cd vermişti. Gittim istedim, abi ver de izleyelim dedim. O da verdi sağ olsun. Dersaneye gidiyorum, geliyorum. Ama filmi izleyemedim. Emmime vermişim cd'yi kopyala diye o da kopyalayamamıştı. Ve epey zaman filmi izleyememiştim.

Mahallede bilgi akışı bir anlamda Muhittin abinin dükkandan geçiyor. Bir işiniz varsa o sizi yönlendirebiliyor. Mahallede ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için mahalleliyi organize eden yine odur.

Muhittin abiyle ilgili daha geniş yazı yazmak istiyorum. Neden mi? Bilmem bir vefa duygusu olabilir. Eğer yazımızı okuyorsa, kıymetli abi seni seviyoruz. Hayırlı işlerin ve güzel günlerin olsun.

Tivibu Tecrübesi

Biraz da elektronik aletler ve memnuniyet durumlarımızdan bahsedebiliriz. 


Yaklaşık 1.5 yıl önce operatör değişimi esnasında uygun tarife ile Tivibu'ya üye oldum. Alirken büyük beklentilerim vardı. Tv'yi smart tv ye dönüştürmek anlamında. Fakat eve getirip taktığımda internete bağlanmada sıkıntı çıkarmıştı. Birkaç gün önce tekrar bağlamayı düşündüm. Ethernet kabolusunu takıp bağlantı dinamik hâline gelince, tivibu'yu kapatıp açtım ve internete bağlandı. Yani bağlanmak bile meşakkatliydi. Tivibu Go'ya bağlandım. Ama işte beklentimi karşılamadı. Açıp izlenecek film sayısı az. Ve çoğu zaten Sinema kanallarında yayınladıkları filmler. Internet tarayıcı donmaktan hareket etmiyor. Güncelleme deseniz yok, tarayıcı zaten desteklemiyor birçok siteyi. Tivibu pişmanlıktır gerçekten. Bunu anlamış oldum. Android Tv'ler var. Artık sonrasında onlardan birini denemek istiyorum.

8 Mayıs 2020 Cuma

Daha Yeni Yeni

Daha yeni yeni blog sayfası tutmaya başladım. Bir ara anonim twitter hesabı üzerinden denemelerim oldu ama beğendirmek mevzu olunca amaç değişti, gündeme de râm olmamak için sayfaları kapattım. Şu an yine sosyal medya hesaplarım var ama buradaki gibi fikirlerimi ifade etmekte özgür olamıyorum. Bunu daha ikinci yazımda fark ettim. Unutmadan söylemeliyim. Yerel bir edebiyat dergisi çıkarıyoruz. Buradaki yazılarla aslında oraya daha kaliteli ürün çıkarabilmek adına kelamı güçlendirmiş olduğumu düşünüyorum.

Bir blog sayfası için nasıl bir isim kullanılır. Bunu belirlemekte zorlandım. Sonra baktım ki olmayacak, beğenerek içtiğim bir kahvenin ismini vermek istedim. Beyaz çikolatalı kahve. Kulağa hoş geliyor. Ayrıca muhabbetvâri bir beklenti sunuyor.




Geride Kaldı

2014 öncesine dönmek istiyorum. Bu olmazsa 2010 dan önceye. O da olmazsa 2002 ye. Ama işte 1 saniye geriye dönmeye imkanımız yok. Hayat... Ömrün yarısı geçmişe hasretle geçermiş diğer yarısı da gelecek kaygılarıyla geçermiş.

Geçmişte yaşamayı o kadar isterdim ki şu zamanlardan çıkıp. Zaman makinesine binip 50'li 60'lı ve on on artarak 90'lı yillarda yaşamak... Back to Future filmini duymuşsunuzdur. 3 seri de insana bu hayalini kısa da olsa duyumsatıyor.

Geçmişte kimleri hangi duraklarda bıraktık. Gelecekte kimleri hangi duralardan alacağız? En iyisini Allah bilir. Her işimiz hayrolsun.